Hakan'la tanıştığımız ilk altı ay cennetmişti. Her şey mükemmele yakındı: romantik akşam yemeği, uzun telefon konuşmaları, gelecek planları. Ama şu an oturduğum bu hayal kırıklığında, o güzel günlerin bana ne kadar körlük verdiğini anlıyorum.
Aslında başlangıçtan beri işaretler vardı. Benimle arkadaşlarımın bir partisine gitmek istedim, o "Onlar seni her zaman israf ediyor, zamanın boşa gidiyor" dedi. Eleştiriye alındığını söylemedim, aksine düşündüm ki belki haklı, belki ben gözü kapalı bir insanım. Partiye gitmedim. Sonrasında daha da kolay oldu: iş ortağımla kahve içmek istemişim, o "Neden başka erkekle zaman geçirmek istedin?" sormuştu. İçim somurtup susmuştum çünkü yanlışlığımı hissetmek istemiyordum.
Zaman geçtikçe, kendimi tuhaf bir pozisyonda buldum. Hakan'ın her söylemesi, her tepkisi benim için tercüme edilmesi gereken bir mesaj haline geldi. "Bugün yorgunum" derken, ben bunun bana kızmasının bir yolu olup olmadığını sorgulamaya başladım. Bir gün ailemle hafta sonu planlama yaptım, çalışmadan dolayı konuşamadığım haftalardan sonra. O saat 20:15'te metin attı: "Görüşüyoruz o zaman." Metin sadece yazılı bir cümlecikti ama ben bundan bütün haftayı özlediğini ve ben aileme gittiğim için hayal kırıklığına uğradığını çıkardım.
Bir yıl sonra, aynaya baktığımda yabancı bir yüz gördüm. Hakan'ı hoşlandığı şeyleri artık yapmıyordum. Benim hoşlandığım şeyler, "O kadar ciddi değil" diye hayatımdan çıkmıştı. Üniversitedeki yazı kulübüne devam etmedim çünkü o, "Bu tür etkinlikler seni benden uzaklaştırıyor" demişti ve ben bunu kabul ettim, çünkü hissetmek istedim ki ben onun önemli.
Bir gün, annem aradı. Sesin boş çıkmışım. Benim kişiliğimin tamamıyla değiştiğini söyledi. İlk tepkim savunmacı olmak oldu: "Büyüdüm, değişiyorum insanlar." Ama öğleden sonra, başında kulaklık yokken, evde tek başınayken, kendi kendime nasıl da kendimi işletmeciye teslim etmiş olduğumu anladım. Hakan'ın görüşlerinin doğruluğunu kanıtlamak için, kendi yargılarımı, isteklerimi ve duygularımı sorgula sorgula tüketmiştim.
Çıkış noktam, iki hafta önce oldu. Hakan'ın bir dış ticaret sertifikası almayı düşündüğünü söyledi. Hemen "O senin için doğru değil" demeye başladım, aynen o bana yaptığı gibi. Ama cümlemi yarıda kestim. Kendi sesimi duymak acı oldu. O an, ben kimin sözcüsü olduğumu unuttum.
Bu hafta bitirmek için adım attım. Açık olmadı; o asla bir şey kabul etmedi. Ama artık bunun önemli olmadığını biliyorum. Benim önemli olan, yeniden ben olabilmek için gerekli çabaların nereye gideceğini seçmek. Kendi sesimi geri almak çok uzun sürerse bile, yine de başlamak gerekiyor.
Evlilik
Yanlış Hislerime Haklı Derken Kendimi Kaybettim
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik tanı, terapi veya profesyonel danışmanlık yerine geçmez.
Sence kim haklı?
Yorumlar
(0)