İtiraflar
Arkadaşımın yeni açtığı yazılım şirketinden bahsettiğinde ben de programcıyım diye boş vermişim. Aslında kodlamayı hiç sevmiyorum ama kimseye söylemedim. Geçen ay onun şirkete yatırımcı bulduğunu duydum, üniversitede birlikte başlamış bir fikri hayata geçirmişti. Ben ona 'çok başarılısın' dedim ama içimde 'keşke ben de böyle bir cüret olsa' diye geçirdim. Dün ekibi genişlettiklerini söyledi, benimle çalışmak istese diye bekledim ama tabi ki fark ettim ki ben hiçbir zaman onu teşvik etmedim, aksine soğuk davranmışım. Şimdi onun başarısını görmek beni rahatsız ediyor.
Üniversite arkadaşımın duygulanımlı bir şiir yazıp paylaştığında, ben onu beğendim ama aslında pek etkilenmedim. Dün, onun başka bir platformda daha fazla takipçi aldığını, şiirinin viral olduğunu gördüm. Hissettim ki başında ben de vardım ama hiç kalpten vermemiştim. Şimdi her yazısını izliyorum ve içimde garip bir şeyler oluyor, öyle yapacak değilmişim gibi geliyor.
Stajımda çalıştığım müdür bana bir proje verdi. Haftalar boyunca üzerinde çalıştığımı, özverili olduğumu düşündüm. Ama sonra fark ettim ki aslında çoğu zaman scrollüyordum, kahve içiyordum, hiç ilerlemiyordum. Sunumda müdür çok beğendi, 'harika başlangıç' dedi. Herkes alkışlarken ben sevinmiş gibi yüzümü sakladım. Aslında hepsi şans, çoğunlukla işi kopyaladığım birinden alınmıştı. Asıl projede aslında çok az emeğim var.
Arkadaşımın yeni açtığı kafeye gittim. Çok emek vermiş, dekorasyonu güzel, kahvesi lezzetliydi. Ama ben hiç beğenmediğimi söylemedim, aksine tebrik ettim. Aslında onun başarılı olmasını istemediğimi, kendi işimi kuramadığım için içimi kemiren bir kıskançlık hissettim. Artık oraya gitmekten kaçınıyorum, çünkü onu gördüğümde sahte bir gülüş takmak zorunda kalıyorum.
Üniversitede bir proje için bir arkadaşımla görev aldık. O çok çalışırken ben sadece ad yazıp geçtim. Sunumda hocadan tam not aldık, arkadaşım beni tebrik etti. Derste onun emeklerinin yanında benim hiçbir şey yapmadığımı biliyorum ama hiçbir zaman söylemedim. Her seferinde bana mesaj atması bile beni suçlu hissettiriyor.
Kız kardeşim beni çok seviyor, her zaman yanımda olmak istiyor. Geçen hafta bana bir resim yaptığını gösterdi, çok güzeldi ama ben sadece 'güzel' dedim ve geri verdim. Gözlerinde hayal kırıklığı gördüm. Aslında o anda telefonum gelmişti ve ben de merakla bakmıştım. Şimdi o resmi hiç unutamıyorum, neredeyse beş dakika harcadığı bir şeyi ben otuz saniyede geçiştirdim. Onu çok seviyorum ama bazen ona bunu gösteremiyorum ve bu beni çok rahatsız ediyor.
Kız arkadaşım dün bana evleneceğimizi söyledi. İlk anda mutlu oldum ama sonra fark ettim ki ben hiç evlilik düşünmemiştim. O konuşurken sadece başımı sallıyordum. Şimdi ne diyeceğimi bilmiyorum, onu kırmaktan çok korkuyorum.
Sosyal medyada bir insanı takip ediyorum, hiç tanımadığım biri. Başlangıçta tesadüfen bulduk, profil güzel geldi. Şimdi neredeyse her gün postlarını beğeniyorum, hikayelere giriyorum, eski fotoğraflarına bakıyorum. Dün bir arkadaşım fark etti, 'sen bunu takip ediyor musun?' dedi. Utandığımdan 'evet, birkaç gündür' dedim. Aslında on aydır takip ediyorum. Kimse görmediğinde saat kaçı olursa olsun profiline girip ne yaptığını kontrol ediyorum. Bunun sağlıksız olduğunu biliyorum ama durduramıyorum.
Arkadaşımın depresyonu hakkında konuştuğunda ben sadece dinledim, ama içimden 'dramatize ediyor, sıradan biri olur' diye geçirdim. Daha sonra öğreniyorum ki o antidepresan kullanıyor, haftada iki kez terapiste gidiyor. Ben de aynı sorunu yaşıyorum ama kimseye söylemedim, sanki ondan daha güçlüyüm gibi davrandığımız için bu saçma. Şimdi her sohbetimizde ona karşı vicdan azabı duyuyorum.
Çalıştığım kafede bir müşteri bana çok nazik davrandı, sipariş alırken bir iki dakika sohbet ettik. Daha sonra sosyal medyada buldum, başarılı bir grafik tasarımcı çıktı. Kendi portföyümü inceledim, tasarımlarımı gördüm, çok basit kaldığını fark ettim. Onun bir postunun altında yorum yapmak istedim ama silip sildim. Her seferinde o kafede görünce biraz daha yetersiz hissediyorum kendimi.
Arkadaşımın mezun olma töreninde onu kucakladığımda, içimde sevinmekten çok haset vardı. O gün bana 'sen de bunu yapacaksın, daha var zamanın' dedi ama aslında ben de aynı yaştayım ve vize almayıp kaldım. Gülümsedim, tebrik ettim ama akşam yalnız odasında ağladım. Şimdi Instagram'da onun meslek hayatını izlerken, kendi başarısızlığıma katlanıyor gibiyim.
Kütüphanede çalışırken bir müşteri kitap tavsiyesi istedi. Tavsiyeleri listeledi, ben 'bunları çok severim' dedim. Aslında hiçbirini okumadım, sadece popüler kitaplar hakkında okuduğum yorumları tekrarladım. Adamın yüzü aydınlandı, bana teşekkür etti. Sonra kendi bilmediğim bir kitaptan bahsetti ve çok detaylı sorular sordu. Cevap veremediğim an çok küçük düştüm kendimi.