Aile

Ona Benzemek İçin Kendimi Silmeye Başladım

S
SuskunKız92 · 27.07.2026 · 3 dk okuma
Beş yıl önce Mert'i tanıdığımda, benim olmak istemediğim insanın kim olduğunu bile bilmiyordum. O, her şeyi biliyor gibi görünüyordu: hangi restorana gitmesi gerektiğini, hangi müzisyenleri dinlemesi gerektiğini, hatta hangi kitapları okuması gerektiğini. Benim ise hiçbir kesin fikirlerim yoktu. Karar vermek beni korkutuyordu çünkü çoğu zaman yanlış yapıyordum.

İlk ay, onun tercihlerini benimsemek çok romantik geldi. O klasik müzik seviyordu, ben de dinlemeye başladım. O minimalist dekorasyonu tercih ediyordu, ben de dairede elimde kalan tüm renkli şeyleri çıkardım. Arkadaşlarımla benim çok sık görüştüğüm grubun gittiği barlara Mert'le gitmemeyi seçtik çünkü o alanı "gevşek ve basit" olarak nitelendirmişti. Bense sadece başımı salladım.

Zaman geçtikçe, eleştirisi daha incelik kazandı. "Senin bu tarzda konuşman biraz agresif olmuyor mu?" der, ben de konuşma tarzımı yumuşatmaya çalışırdım. "O arkadaşının başından belası var" der, ben de ona ileride daha az cevap verirdim. Bir gün makyaj yapmamı çok dikkat çekici bulduğunu söyledi. Ertesi gün minimal bir görünüm seçtim. O sevinçli görünmüştü.

Üçüncü yıla gelindiğinde, aynaya baktığımda kimi gördüğümden emin değildim. Benim seçtiğim bir şey mi vardı? Bir hobim vardı mı? Telefonda cevap vermeden önce Mert'in nasıl tepki verebileceğini düşünürdüm. İşimde terfi alma şansını gafil avlamadığı için, başka bir teklif gelmemişti; Mert'in dediğinin aksine ilerlemem gerekiyordu ama onunla tartışmaktan çekinirdim.

Dönüş noktam bir cuma akşamı geldi. Mert'in ofis arkadaşlarıyla yemeğe gittiğimizde, biri bana "Seni yazı yazmaya ilgi duyduğunu duydum. Hala yazıyor musun?" diye sordu. Bir zamanlar öyleydi. Üniversitede kısa hikayeler yazıyordum, yarışmalara katılmıştım. Mert'le tanıştıktan sonra, bunun "fazla zaman alan bir hobi" olduğunu söylemişti. "Hayır" dedim ve durumu geçiştirdim. Ama yemeğin geri kalanında o kız beni gözlemledi gibi hissettim.

Ev döndüğümüzde, yatakta yatarken birdenbire ağlamaya başladım. Mert sordu ne oldu diye. "Hiçbir şey" dedim, çünkü söylemek istediğim şey onun kırılmasına neden olurdu ve ben bunu yapamadım. Ama içimde şiddetli bir ürperti vardı. Kendimi görmüştüm—bir fotokopyanın orijinali olmayan son halini.

Bugün, ayrılmaktan bir hafta sonrayım. Çok zor. Onu özlüyorum hala. Ama dün akşam yazı yazmaya başladım, ilk kez üç yıldır. İlk cümle kalp atışı gibi sarsıcıydı. Belki ben kendimi tamamen kaybetmemiştim. Belki sadece çok sessiz kalınmış durumdaydım.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik tanı, terapi veya profesyonel danışmanlık yerine geçmez.

Sence kim haklı?

Yorumlar
(0)