Aile

Aynaya Bakınca Tanımadığım Yüz Gördüm

K
Kayıp_Zeynep · 12.09.2026 · 3 dk okuma
Üç yıl önce Emre'yi tanıdığımda, kendimi bulmuş gibi hissettim. O, beni dinliyor gibi yapan, benim fikirlerimi kendisininmiş gibi sunan, ama aslında her şeyi kendi şekline sokan biriydi. Başlarda bunu fark etmedim.

İlk aylarda bütün saatleri onunla geçirdim. Üniversitedeki arkadaş çevresi, kuruluş çalışmaları, hatta hafta sonu kütüphane oturmaları—hepsi Emre'ye uyacak şekilde değişti. O, 'Beni ne kadar sevdiğini kanıtla' diye söylemiyordu hiç. Ama ben anlıyordum. Onun isteklerini önceden tahmin etmek, onun yüzüne bakıp neye ihtiyaç duyduğunu anlamak benim sorumluluk alanı olmuştu.

Yazın başında iş görüşmesine gitmedim. Uzak şehirde, altı aylık bir staj fırsatı vardı. Emre, 'Tabii seninle gelemem, benimki zaten burda' demedi. Ama cuma akşamı, 'Yine mi gideceksin hafta sonuna?' diye bir ton kullanması yetti. Arıyorum desem 'Aman, işin olacak' der, değer vermemişim gibi hisseder odum. İşi reddetmek çok kolay oldu.

Bir gün—daha doğrusu geçen ay—apartmanda oturup, Instagram'da eski arkadaşların fotoğraflarına bakıyordum. Metin mezun olmuş, Yasemin yurtdışında iş bulmuş, Kerem kendi projesini başlatmış. Hepsi yaşamları ilerledi. Ben? Kahvecide part-time çalışıyor, Emre'nin tercihlerine uyuyor, onun arkadaşlarını hoş görmek için oyunlar oynuyordum. Birkaç kez söz etmişti, 'Onları pek seviyor gibi değilsin' diye. Sevsem de hoşlanmasa mı? Sevsem de o kıskanacak mı? Bunu hep düşünüyorum.

En kötü an, annem onu tanıdıktan üç ay sonra oldu. Evde, oturma odasında Emre anlatıyor, ben sessizce yanında oturuyordum. Babamın rahatsızlığından bahsetti annem. Emre, 'Eğer Zeynep bana böyle şey anlatmışsa, demek önemlidir' dedi ve tamamı sanki o bulmuş, bana danışmış, bana iyi bir tavsiye vermiş gibi davrandı. Oysa ben yıllardan beri annemin her şeyini bilirim. Ama Emre konuştuğunda, benim söylediğim hiçbir zaman o kadar önemli, o kadar ağırlıklı olmuyor.

Dün gece aynada kendime baktım. Saçımı berbere gidip kestirmeyi istiyordum. Emre'ye sordum otomatik olarak. 'Uzun hali daha güzel' dedi. Saçımı kesmek için kendi isteksiz kalmışım. Başka ne var diye düşündüm. Giydiklerim—mostly Emre'nin beğeneceği renkler. Müzik—onun hoşlandığı türler. Kitaplar—hep onunla tartışacağız diye seçtiğim. En iyi arkadaşım Selin'i sekiz aydır bir kere gördüm, çünkü Emre'nin zamanı boş, ben de o zaman 'Benimle kal' diyor.

Geçen pazardan beri konuşmuyorum. Beni içerde hissediyor, sık sık sordu ne olduğunu. Cevap veremiyorum. Çünkü söylemek için kendi sorunlarımın, kendi isteklerimin farkında olmam lazım. Ama ben onu biliyorum. Onu çok iyi biliyorum. Kendimi bilmiyorum.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik tanı, terapi veya profesyonel danışmanlık yerine geçmez.

Sence kim haklı?

Yorumlar
(0)