Onunla tanıştığımızda ben kimliksiz değildim, ama o bana sanki öyleymiş gibi davrandı. Başında altıncı ayındayken Pazar sabahlarında gittiğimiz kütüphanede kitap seçerken, o benim kolumu tutup "Sen bu kitapları okuyamazsın, çok sıkıcı" demişti. Nereden biliyordu onu merak etmiştim. Aslında meraktan çok kaygı hissetmiştim.
Öğretmeni olduğu okulda bana vermediği parmakla işaret ederken, arkadaşlarına beni tanıtırdı: "O, benim etrafımda dolanır ama çok yetenek yok." Katılda oturan kim olduğu belli olmayan kişisi gibi hissederdim. Yumurta kızartırken bile benimle konuşmaz, kendi telefon ekranına bakar, sanki ben orada yoktum. Ona bir şey söylesem "Dinlemiyorum" derdi ama hiç kızmazdı. Sessizliği daha kötüydü.
Bir gün iş sunumuma geldi. Yapıştırma ve karton proyeyi görüp "Sen bunu yaptın mı?" diye sordu. Evet demiştim. "Çok basit" dedi ve arkasını döndü. Sonra başkaları sordu, ben de o projeyi onun isteklerine göre değiştirdim. O gece, onu mutlu etmek için kendimde olan şeyleri iterek öne itmesine yardım ettim.
Yıllar sonra aynaya baktığımda yüzümü tanıyamadım. Gözlerim, onun gözü değildi. Sesim bile hala onun sesine benzemeye çalışıyordu. Bir gün "Neden benimle birlikesin?" diye sordum. Omuz sildi. "Bilmiyorum."
Ayrıldığımız zaman "Umarım beni unutmazsın" dedi. Ama ben zaten unutmuştum kendimi. Haftalar sonra çıkardığım fikirler, başka birinin fikirlerimsi geldi. Sessizliğimi bıraktığımda, konuşan kişiyi tanıyamadım. O kişi kim olduğunu henüz öğreniyorum.
İlişki
Sevdiğimi Düşündüğüm Kişi Beni Sadece Bir Seyirci Olarak Gördü
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik tanı, terapi veya profesyonel danışmanlık yerine geçmez.
Sence kim haklı?
Yorumlar
(0)