Arzu ile tanışmak benim hayatımın en iyi şeyi olduğunu düşünmüştüm ilk altı ay boyunca. Karşılaştığımız o kış günü, kafede otururken o bana üyesi olmadığı bir siyasi partinin propagandasını yaparken dinlemiştim baştan sona. Aslında o konuda hiçbir fikrim yoktu. Ama onun konuştuğu kadar emin, o kadar akılcı görünüyordu ki, kendi şüphelerim anlıksız kaldı. Beğenilmek için başladığım bu şey, aylar içinde bir alışkanlığa dönüştü.
Zaman geçtikçe fark ettim ki, onun düşündüğü gibi düşünüyorum. Yemek tercihlerimden müzik zevkime kadar, sanki benimmiş gibi ele aldığı şeyler artık benim ağzımdan çıkıyor. Arkadaşlarım "senin böyle bir fikrin var mıydı?" diye sorduğunda, çekinilmiş bir şekilde "e... evet, galiba" diyorum. Ama içimdeki ses biliyor: bu onun fikri. Bunu söylemekten hoşlanıyorum çünkü onun beğenisini görüyorum gözlerinde.
Geçen ay evinin oturma odasında otururken, bir tartışma başladı benim aileme dair. Arzu, anne-babamın parasal kararlarını çok ciddi şekilde eleştirmeye başladı. Onun cümlelerini kullanmaya başladım kendi aileme karşı. Ertesi gün annemi aradığımda, söylediklerimin nasıl yanlış olduğunu hissettim. Ama Arzu'nun hoşlanmayacağı düşüncesiyle sözlerimi geri almadım. Anne beni anlamadığını söyledi ve kapadı telefonu.
Geçen hafta aynadaki kendi yüzüme baktığımda şaşırdım. Kimimi arıyordum orda? Elbette Arzu'yu. Onun jestlerini yapıyordum, onun tonuyla konuşuyordum. Tırnak işaretleri arasında yaşadığım bu yaşamdan çıkmak istiyorum ama nasıl? Ona "aslında ben bunu düşünmüyorum" dersem, beni sevmeyecek mi? Ve herhalde bu noktada, onun sevmesi benim var oluşundan daha önemli hale geldi. Kendime ait hiçbir şeyim kalmadı ki ondan saklayabileceğim bile yok.
Arkadaşlık
Severken Kendi Fikirlerimi Ödünç Vermeye Başladım
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik tanı, terapi veya profesyonel danışmanlık yerine geçmez.
Sence kim haklı?
Yorumlar
(0)