Ilk fark ettiğim şey, konuşmaya başladığımda onun yüzünün nasıl değiştiğiydi. Bir söz söyler söylemez, kaşları çatılırdı. Belki de benim tonumda bir sorun vardı. Ya da seçtiğim kelimeler yanlıştı. Ayakkabılarımı çıkardığım gece, mutfakta oturuyordu ve hafta sonunun planından bahsetmeye çalıştım. "Belki piknik yapabiliriz" dedim. Sessizlik. Sonra, "Her zaman sen seçersin. Hiç benim istediğimi düşünür müsün?" Halbuki ben sadece bir şey önermiştim. Ama anladım ki, söz söylemek demek riske girmek demekti.
İlk ay, sadece önerildiğini yapardım. İkinci ay, fikirlerimi o söylemeden sunmayı öğrendim. Üçüncü ay, konuşmadan önce beynimde üç kere prova eder oldum. Dördüncü ay, en basit kararları bile almaktan korkuyordum. Kahve seçerken bile bir seçim yapmış olmak için endişe duyardım. Bir gün, arkadaşım aradığında cevap vermem gerektiğini biliyordum ama telefonun tuşlarına basmam neredeyse mümkün değildi. Acaba kızacak mı? "Başkalarıyla mı konuşuyorsun?" diye sorardı.
Evi fark ediyordum ama evdeki hava kireçli, sıkışık hale gelmişti. Onun sesini duymak iyi gelirdi, ama söz söylemek? O risk değildi. Yemeğimi hazırlarken, tuzu ne kadar koysam iyi olur diye sorardım. O söyleyene kadar bekledim. Arkadaşlarıma "meşgulüm" yazardım. İşte, sessizlik daha güvenli görünüyordu.
Bir akşam aynaya baktığımda, ağzım kapalı kişi gördüm. Gerçekten benim miydim bu? Ses tellerim mi bozulmuştu? Dil mi unutmuştum? Hayır. Sadece konuşmanın bedeli o kadar yüksekti ki, hiç sormamak tercihim olmuştu. Beni sorgulayan o değildi artık; kendimi sorgulayan ben idim. Onun mutluluğu için kendi fikirlerimi silmiş, onun ağrılarına göre yaşamışım. Ama en kötüsü, sessizlik içinde yalnız olmamın rağmen, hiçbir yerde yokum sanılıyordum.
Küçük bir tetikleyici geldi. Bir gün, birisi bana "Ne düşünüyorsun?" dedi ve cevap verecek bir "ben" kalmadığını anladım. Tüm benliğim onun tepkisini öngörmekle meşguldü. O zaman ilk defa düşündüm: Bu kadar sessiz kalarak ben de bir çeşit acı çekmiyorum mu? Evet, kızgınlığını yaşamıyorum ama kendi benliğimden de kaçıyorum. Sessizlik bana huzur değil, ölü bir uyku veriyor.
Arkadaşlık
Onun Kızgınlığından Kaçmak İçin Kendi Sesimi Kestim
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik tanı, terapi veya profesyonel danışmanlık yerine geçmez.
Sence kim haklı?
Yorumlar
(0)